Bir ülkenin kalkınmasında lokomotif görevi üstlenen faktörlerden birisi
girişimcilerdir. Başarılı girişimcilik eylemleri ilgili ülkenin ekonomik yapısında refaha ve
zenginliğe ulaşmada, zenginlik kaynaklarını çoğaltmada ve işsizliğe bir çözüm olmak üzere
gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Bununla birlikte sürekli değişen işletme çevresi
girişimcileri bu değişime uyumla karşı karşıya bırakmıştır. Andy Grove’un ifadesiyle “ya uy ya
öl” koşulları mevcuttur. Yaşamını sürekli kılmak isteyen girişimciler için artık işletme
eylemlerinde rasyonellik tek başına yeterli olmamakta ve farklı bakış açılarına ihtiyaç
duymaktadırlar. “Duyguların akıllıca kullanımı” anlamındaki duygusal zeka, bu süreçte
girişimcilerin en önemli kişisel özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

İlk kez 1930 yılında Howard Gardner’ın Çoklu Zekalar Teorisi ile
gündeme gelen duygusal zeka kavramı, son on yıl boyunca insan
zekası ve davranışları üzerinde en ilgi çeken konulardan biri
olmuştur. Duygusal zeka, Psikolog Peter Salovey ve John Mayer tarafından
“bireyin kendisinin ve diğer bireylerin hislerini anlaması, bunlar arasında
ayrım yapması ve elde ettiği bilgiyi davranışlarına aktarabilmesi ile ilgili
sosyal zekanın bir alt kümesi” olarak tanımlanmıştır. Duygusal zeka özellikle
olumsuz koşullar altında bireyin empatik olma, azim yeteneği, bulunduğu
çevreye uyabilme, self-kontrol, kendi kendini motive etme ve duygularını
kontrol edebilme gibi yetenekleri sayesinde ayakta kalmasına ve yaşamını
sürdürmesine yardımcı olmaktadır.
Günümüzde girişimcilik eylemleri, her zamankinden daha güç ve
belirsiz koşullarda gerçekleşmektedir. Girişimcinin en önemli özelliği, söz
konusu belirsizlik ortamında risk üstlenmesi ve karar verme durumunda
olmasıdır. Duygusal zeka, böylesine karmaşık bir ortamda girişimcinin
başarılı olmasının altında yatan temel faktörlerden birisidir.

GİRİŞİMCİLİKTE DUYGUSAL ZEKANIN KULLANIMI
Duygusal zeka işyerinde başarı için kritik bir faktör olarak
tanımlanmıştır. N. Keeharananta ve H.G. Baker “Capturing Entrepreneurial
Values” isimli çalışmalarında, girişimcilerin özel bir yetenek vurgulanmak
suretiyle tanımlanmış olduklarını ileri sürmekte ve yazarlar girişimciyi,
“yalnızca kısmen kurulmuş bir şeyin dışında, yeni bir şey vücuda getirmek
için savaşmaktadırlar” diye tanımlamaktadır.
Girişimci kimdir? Ne yapar? Girişimcileri tanımlayan ve toplumun
geriye kalan liderleri, işletme sahipleri, iş görenleri ve çalışkan
sermayedarlarından ayıran özellikler nelerdir? Yönetim, finans ve
organizasyonel davranış gibi alanlarda yapılan araştırmalarda bu sorulara
yanıt alınmaya çalışılmıştır. Son dönemlerde araştırmacılar, girişimcinin
arkasındaki kişisel özellikleri tanımlama çabalarında yeni bir ürünü
geliştirme ve finansal ve ekonomik girişimcilik alanlarından öteye giderek,
toplumda yıldızlaşan bu insanların arkasındaki gizli gücü tahmin etmek için
psikolojik bir perspektifle bakmaya başlamışlardır.
Gerek değişim ile başa çıkabilme ve değişime uyum sağlama
gerekse kontrollü ve bilinçli hareket ederek karar verme sürecinde tutarlı
davranma özelliklerine sahip olabilmek, duygusal zeka yardımıyla kazanılan
önemli özellikler olarak bilinmektedir.
Girişimcilik konusunda yapılan çalışmalara bakıldığında,
girişimcinin başarısının daha çok onun davranış örüntüsü (yönetsel
eğilimleri) ya da kişilik özellikleri ile ilişkilendirildiği görülmektedir.
Davranışsal yaklaşım konusunda çalışan bilim adamları, girişimcinin sahip
olduğu temel özellikler üzerinde durmuşlardır. Onlara göre girişimciler, özel
insanlardır ve başkalarının sahip olmadığı kişisel özellikler taşımaktadırlar.
Girişimcilerin sahip olduğu özellikler şöyle sıralanmaktadır:
 Taahhütte bulunma,
 Harekete geçiren bir güdünün varlığı,
 Azimli olma,
 Dayanıklı olma,
 Amaç odaklılık,
 İnisiyatif üstlenme,
 Esnek davranma,
 Problem çözme,

 Gerçeklikten hareket etme,
 Geribildirim kullanma,
 Self-kontrol, özdenetime sahip olma,
 Risk üstlenme alışkanlığı,
 İhtiyatlı olma,
 Sonuç yönelimli olma,
 Güven verme, güvenilirlik.
Girişimciliğin itici gücü “risk üstlenmedir”. Etkin girişimci,
öngörme ve önlem alma disiplini olan kimsedir. Son
dönemlerde girişimcilik çalışmalarında üzerinde durulan konulardan biri,
girişimcinin risk alma eğilimidir. Yapılan çalışmaların bir kısmı
girişimcilerin diğer bireylere göre daha fazla risk üstlendiklerini savunurken;
diğer birçok çalışma ise, girişimcinin aşırı risk üstlenmesinin mümkün
olmadığını ve bunun bir fenomen olduğunu, dolayısıyla girişimcinin aslında
riski yönettiğini ifade etmektedir. Girişimcilerin her zaman yüksek risk alma
anlamına da gelmeyen, farklı risk alma davranışı sergilediğini söylemek daha
doğru bir bakış açısı olacaktır. Risk, kararlarla ilgili bir özelliktir; kararların
uygulanması sonucunda elde edilen çıktılara yönelik belirsizlik durumunu
ifade etmektedir. Bu belirsizlik, kararlara ilişkin sonuçların girişimcide hayal
kırıklığı yaratabileceği anlamına gelmektedir. Bu durumda girişimci kişinin
gösterdiği “belirsizlik toleransı” önemlidir ve girişimcide duygusal zekanın
uygulanması şeklinde kabul edilmektedir. Belirsizlik toleransı, belirsiz
durumlara karşı olumlu tepki verebilme yeteneğidir. Girişimci birey başarma
ihtiyacı, iç kontrol, dayanıklılık, azim (sebat etme), gerçeklikten hareket etme
gibi ayırt edici kişilik özelliklerine sahiptir. Bu özellikler de, girişimciye
olumsuz koşullar karşısında durabilme gücü vermektedir. Bill Gates “Dijital
Sinir Sistemleriyle Düşünce Hızında Çalışmak” adlı eserinde, bu durumu
“gerçeklerin gücü ile yönetmek” şeklinde dile getirmektedir. Girişimcileri
pragmatik ve karizmatik olarak sınıflandıran B. McCarthy ve B. Leavy’de,
pragmatik girişimcileri planlı, rasyonel ve riski azaltma eğiliminde olan
bireyler olarak tanımlarken; karizmatik girişimcilerin vizyon sahibi, yüksek
inisiyatif üstlenen ve riski yöneten insanlar olarak tanımlamaktadır.
“Girişimcilik ruhu” girişimci olsun ya da olmasın her bireyin sahip
olması gereken bir ruh halini ifade etmektedir. Ülkemizde başarı elde
edemeyen her meslek grubundan bireyin ve girişimcinin temel başarısızlık
nedeni, bu ruhla desteklenmeyen şekilde iş görmeleridir. Örneğin
KOBİ’lerde en önemli sorun, işletme sahipleri ya da yöneticilerinin
girişimcilik hisleriyle desteklenen girişimcilik potansiyeli
yaratamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu özellikleri taşımayan birey

işletme kursa da aslında girişimci değildir. Girişimcilik ruhu bir duygusal
zeka özelliğidir. Zira girişimci:
 Kontrol hissi taşımaktadır: Kontrol hissi içsel ve dışsal olarak
ele alınmaktadır. Girişimci içsel kontrol hissine sahip bireydir.
İçsel kontrole sahip birey işini şansa bırakmaz ve daha çok çaba
harcar. Bu kişi girişimci ise eğer, her olumsuz koşulun bir fırsat
içerdiğini düşünür ve yüksek çalışma güdüsüyle, sabırla, dış
çevre faktörlerinin etkisini asgari seviyede tutarak amaca
odaklanacaktır. Girişimci duygusal zekasını kullanarak
bulunduğu çevreye uyumun yollarını araştırmaktadır çünkü o
aynı zamanda ihtiyatlı davranarak riski yönetmekte ve körü
körüne riski üstlenmemektedir.
 Risk eğilimi vardır: Girişimcinin risk eğilimi belirsiz şartlar
altında karar vermeyi içermektedir. Ancak girişimcinin
özelliklerinden biri de başarı güdüsüdür. Bu nedenle girişimci
birey yüksek risklerden kaçmaktadır, olabildiğince orta seviyeli
riskleri üstlenmektedir.
 Bağımsızlık arzusuna sahiptir: Bağımsızlık, girişimci kişinin
daha kolay yollar var iken niçin girişimciliği seçtiğine işaret
etmektedir. Bütün kaynaklarını riske etmesi bu nedenledir.

Bütünüyle bilişsel yeteneklerle ölçülen zeka (IQ) kavramı, uzun
yıllar bilim adamlarının zihinlerini meşgul etmiştir. Başarılı olan insanların
arkasındaki temel güç kaynağının zeka olduğu düşünülmüştür. Ancak bir süre
sonra akademik anlamda yüksek IQ’ya sahip olduğu halde, bir kısım
insanların iş hayatında başarısız oldukları tespit edilmiştir. Bunun aksi de söz
konusudur, akademik düzeyde düşük IQ’lu birisinin çalışma yaşamında
oldukça başarılı olduğu fark edilmiştir. Bu durumda, bilim adamlarının ilgisi
farklı yönlere kaymıştır ve duygusal zeka (EIQ) keşfedilmiştir. En genel
ifadesiyle, “duyguların akıllıca kullanımı” anlamına gelen duygusal zekanın
iş hayatında başarının temel belirleyicilerinden birisi olduğu kabul edilmiştir.
Başarılı girişimcilerin de duygusal zekalarını doğru yönde
kullandıkları yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Girişimcinin
en temel özelliği risk üstlenmesidir. Risk belirsizlik demektir. Belirsizlik
altında risk üstlenerek karar vermek durumunda olan girişimciler, duygusal
zekalarını kullanarak çok kritik olan bu koşullar altında başarı elde
edebilmektedirler. Belirsizlik koşullarında risk alarak girişimcilik
eylemlerinde bulunmak duygusal zeka özelliği olduğu gibi, ihtiyatlı
davranarak risk üstlenmek de girişimcinin duygusal zekasını yansıtmaktadır.

Girişimciler orta düzeyde risk alan bireylerdir çünkü onlar aynı zamanda
yüksek başarı güdüsüne de sahiptir. Zor koşullar altında kendi kendini motive
ederek, fırsatlardan yararlanmasını bilen ve azimle işin peşinden giderek
başarıyı yakalayan girişimci duygusal zekasını kullanmaktadır. Bu konuda
olmak üzere çok sıklıkla kullanılan bir örnektir: “Sakıp beyi tanıyorsunuz.
Oldukça başarılı bir girişimci idi değil mi? Peki ya Ahmet beyi?
Tanımıyorsunuz değil mi? Çünkü o ilk denemede başarısız olduğunda
bıraktı”.

kaynak: YELKİKALAN, N., „21. Yüzyılda Girişimcinin Yeni Özelliği: Duygusal Zeka“, ÇOMÜ Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, 2006 (Cilt 1, Sayı 2).